Şenlik tadında ıhlamur var; İçersin? içersiiinn, şifa niyetine, hayırlı iş için hem de!

Paranın geçmediği platformlar çoğalıyor günlerimize dokunan ve ben bunu sizlere ara ara keyifle anlatıyorum. Hem ne keyif! Ohh! Ancak paylaşırken para talep etmeyen bu güzel toplulukların da bu düzen içinde varlıklarını sürdürebilmeleri için zaman zaman maddi kaynaklara ihtiyaç duydukları gerçeği yadsınamaz.

Kimi zaman kermes düzenleniyor, kimi zaman takaslar, minik partiler, kimi zaman da destekçilerin katkısıyla platform yararına "armağan usulü" "satışlar" gerçekleştiriliyor.

Ekolojik Pazar Dosyası1: Organik Pazarlar Gerçekten Çok Pahalı mı Acaba?

Marketlere her gittiğinizde illa ki gözünüze takılıyor organik reyonları.
Ahh diyor iç geçiriyor insan niye bu kadar pahalısınız siz güzelim, caanım organikler? Elimden geleni az da olsa oradan almak istiyorum zaman zaman sonra da şu sorular çeliveriyor aklımı, organik şeylerin paketlerde üstelik plastik paketlerde işi ne? Neden bu kadar kocaman pürüzsüz ve parlak bu organik elmalar vs. 
Derken geçen haftanın ortalarında aklıma şu düştü:

Isırgan Otuyla Doğal Yoğurt Mayası Nasıl Yapılır?

Yoğurt söz konusu olunca son derece hassasız biz. Özellikle son dönemlerde sık sık yayınlanan gıda terörü raporları, zehirden farksız katkı maddelerinin varlığını kanıtlayan test sonuçları, kıvam tutturmak için kullanıldığı söylenen domuz jelatinlerini falan okudukça insan dehşete kapılıyor.

Sık sık yoğurtla ilgili bir şeyler okuyor çalışmaları takip ediyorum. En son burada ilk yoğurda dair sevimli bir yazı paylaşmıştım sizinle ve kullanılan mayalardan bahsetmiştim. İşte onlardan bana en akla yakın ve uygulanabilir olanını haftalardır yerli yabancı pek çok kaynaktan okumak suretiyle zihnimde güvenilirliğini teyit edince uygulamaya karar verdim. Sonuç mu? Muhteşem ve leziiiz :) Buyurun sizler de deneyin diye tüm aşamaları paylaşıyorum. Siz de ilk mayanız tamamen doğal olsun içiniz rahat etsin istiyorsanız, bu seçeneğin varlığını kenara not ediniz.

Başka Bir Dünya Mümkün Serisi: Fransız şehri sokak reklamını yasaklıyor, Panoların yerine ağaç dikilecek

grenoble


Fransa’nın güneydoğusundaki Grenoble şehrinde açık alandaki tüm reklamların yasaklanması kararı alındı. Fransız şehri böylece Avrupa’da bir ilke imza atmış oldu.
2015’in ocak ayından nisan ayına kadar tamamlanması öngörülen uygulama sayesinde 64’ü billboard (reklam panosu) olmak üzere 326 reklam noktası kaldıralacak. Şehrin açık alandaki reklam kontratları da iptal edilecek.
Belediye başkanı Eric Piolle, sökülen reklam panolarının yerine 50 ağaç dikileceğini açıklarken, duvardaki reklam alanları da kamu spotlarıyla değiştirilecek.

15 Tehlikeli Gıda Katkı Maddesi: Allerji, Astım, Beyin hasarı, Kanser!

Bu yazıya aklıma takılan bir katkı maddesi olan BHA'yı araştırırken rastladım. Hastanelerde neredeyse her bebeğe kullanılan, doktorların hiç düşünmeden reçete ettiği D vitamini damlalarında bile bulunan, annelerin emzirirken kullandığı çatlak kremlerinde olan "bu kanserojen madde ve arkadaşları" hayatımızdan ve çocukların hayatlarından neler çalıyor dehşet verici!
 ***
15 Tehlikeli Gıda Katkı Maddesi: Allerji, Astım, Beyin hasarı, Kanser Oluşturabilen Bu Şaibeli Katkı Maddelerine Gerçekten İhtiyacınız Var mı?

Bugün dünya üzerinde, koruma, renklendirme, kıvamlandırma, tat verme, tatlandırma ve daha birçok özellikler vermek amacı ile yapay gıdalara 3000 den daha fazla katkı maddesi ilave edilebilmektedir. Bu katkı maddelerinin hiçbiri de tüketiciye fayda sağlayacak maddeler değildir. Üstelik burada sadece 15 tanesi için açıklayacağımız gibi birçok zararlı sonuçları olabilen maddelerdir. Buna rağmen hepsi de yasal olarak kullanıma açık tutulmaktadır. Üreticilerimiz kullanmaya, tüketicilerimiz de tüketmeye sorumsuzca devam etmektedir.

Bir gönül projesi: Zeytin Ajandası 2015

Zeytini nasıl bilirsiniz?
Bilir misiniz zeytini? Hiç düşündünüz mü?
Tamamen tanımıyoruz hiç birimiz galiba ama başka başka güzelliklerine de tanık olmuşluğumuz vardır illa. Hatta son zamanlarda ne de çok yüreği, eli birleştirdi de toprakla buluşturdu zeytin, zulme uğrayan yine kendisi olmasına rağmen. Çok güzel bir projeye rastgeldim az önce yine "zeytin dalı" gibi muazzam, kutsal. Paylaşmak boyun borcu elbet es geçmek olmaz.




Yeni yıla girerken ilk işi ajanda edinmek olanlardansanız, kesilen ağaçlar canınızı yaktıysa, elinizden bir şey gelmemesi üzdüyse sizi şimdiymiş zamanı... Ajandanız bu yıl bir zeytin ağacına can suyu olabilir.

Bu hafta alışveriş yapma İstanbul! Pazar günü doğa ayağına geliyor

Uzuunnca bir süredir ara ara size UTTM'den bahsediyorum. Hani sayelerinde anadolu tarlalarından çıkıp bize ulaşan GDOsuz oynanmamış miss gibi tohumlardan, onlardan elde ettiğimiz miiss gibi yerel hazinelerden, endüstriyel üretim yapmayan küçük üreticilerden haberler getiriyorum ya size zaman zaman ve diyorum ya aahh burada yakında olsaydı da tatsaydık diye, müjdelik isterim bu pazar o güzelliklerin bir kısmı İstanbula geliyorlar. O güzel ekip yine miis gibi bir organizasyona ön ayak olmuş, üstelik bu kez sevgili grup yöneticilerimiz Ali Özırmak ve Abdullah Mete Tiren de katılacakmış İzmirden kalkıp gelip, daha ne olsun!

Kermes tadında gerçekleşecek etkinliğin amacı gönüllü usulle devam ettirilen bu güzel faaliyetlere çam sakızı çoban armağanı destek olmak, aynı lokasyondaki bireylerin birbiriyle tanışıp daha sağlıklı iletişim kurmasına ön ayak olmak, yemek, içmek, eğlenmek. Üstelik bunları yaparken de orada bulunan ülkenin dört bir yanından gelmiş endüstriyel olmayan ürünü tatmak, satın almak ve evine getirip çoluk çocuğuna "ohh bee" rahat nefesiyle bir kaç öğün rahat rahat yedirmek. Hoş değil mi?

Fiyat etiketi yok bu sabunların! Gönlünüz biçiyor bedeli: Soaps By Naga

Miss gibi sabun kokusu temizliği ferahlığı getirmez mi burnumuzun ucuna her seferinde?
Ohh be demeyen var mıdır sabunun, hele o doğal sabunun, el yapımı sabunun kokusuna?

Epeydir aklımda kendi sabunumuzu yapmak. Bir türlü fırsat yaratıp deneme yapamadım. Ama illa da doğal olsun, el yapımı olsun, miiss gibi koksun derken kendim yapamayınca kendisi yapanı arayıp bulmalı elbet. Benim güzel tontonum, ailemizin Florasının yakışıklısı Selahattinin sayfasında rastgeldim Soaps By Naga'ya. Sevgili Ayşe ve Selahattini ailecek seviyoruz ve yakın hissediyoruz kendimize yani beğendiyse onlar biz de muhtemelen bir incelemeliyiz bu sayfayı.

İlk yoğurt nasıl mayalandı? Yoğurdun şifasının sırrı ne?

1800lerin sonları 1900lerin başlarında yoğurt pastörize olarak eczanelerde satılmış bir dönem, ilaç niyetiyle. Bunu biliyor muydunuz?

Yoğurt gerçekten özel bir ürün olduğu neredeyse herkesçe kabul gören, şifa niyetine tüketilen ender yiyeceklerden. Kendisini tekrar mayalayan yoğurdun hikayesi şu soruyu sormaya başladığınızda bir paradoksa dönüşüyor "yoğurt eğer yoğurttan mayalanıyorsa ilk yoğurt nasıl elde edildi?"

Bu sorunun cevabı hala tam olarak bilinmiyor. Efsanevi lezzetin hikayesi de efsane. 6000 yıldır sofralarda şifa dağıtan bu lezzetin bütün sırları çözülemedi henüz. Yoğurt isminin türkçe olduğu ve neredeyse her dilde bu şekilde kullanıldığı düşünülünce orta asya taraflarında türklerce mayalanmış olduğu tezi kuvvet kazanıyor. Peki hangi yöntemle?

Gıda hilesi diye bir sey var! Kanser ediyor bizi!

Ulkemiz dunyada taklit ve sahte urun konusunda ilk ucte yer aliyor. En buyuk sahtecilikse gidada ve bu sagligi tehdit ediyor.

 Gectigimiz gunlerde bakanlik 2014'un gida hileleri raporunu acikladi. 27bin firmanin 10bininin kaydinin bile olmadigi, denetlenemedigi ulkede haliyle rapor gercekci ve tatmin edici degil. Ancak gercek su ki yaptirimlar yetersiz. Cezalar devede kulak ve cogu firma cezayi odeyip bizleri zehirlemeye devam ediyor. Hal boyle olunca is bize dusuyor.

Gida hileleri konusunda uyanik olursak, etiket okumayi, gercekle hileliyi ayirt edip ona gore secim yaparsak bu hileli uretim yapanlara en guclu tokati biz atmis, cocuklarimizi, sevdiklerimizi zehirlemeye calismanin bedelini odetmis oluruz.

Kırılmamıs cig yumurta mucizevi gubreymis!

Yumurta kabugunun kullanim alanlarini sık sık duyuyoruz. Peki ya kırılmamıs cig yumurtanın dogal bir gubre olarak mucizeler yarattigini duydunuz mu?
Ilk duydugumda gozumde canlandirmakta zorlandim ben, "kırılmamıs, çiğ, yumurta, dogal, gubre" ne nasıl hıı? cızzztt cızzt :) Bunu tecrube eden yabanci bir arkadasim heyecanla paylasti ve ben ilk once acaba zihnim dili yanlis mi cevirdi bile dedim, o kadar garip geldi ilk anda. Mekanizma soyle isliyormus, tohumlari ekeceginiz saksinin dibine uc parmak

Evde deterjan, dis macunu nasil yapilir ogren, Zehirsiz!



Bir kez sampuan kullanirken bin kez dusunenlerdenim ben de. Sozde "kir"leri uzaklastirip temizlenirken kendimi ve dogayi ne kadar kirletiyorum sorusu bir kosede hep var.

Surekli daha "temiz" bir yasam dusleyenler icin dayatilani kabul etmek, sunulani tuketmek yerine care uretmek hep ilk tercih. Biz evde elimizden geldigince sirke, arap sabunu, dogal sabunlar, karbonat vs kullanmaya calissak da hala deterjan, sampuan, kozmetik dis macunu tamamen cikip gitmedi hayatimizdan,

2.yil Senlikleri Mini Avrupa Turuyla Basladi



"Bir elimde defne bir elimde sevda
kalbim egede kaldi" diye diye gecirmistim 2013un 6ayini da basinizi yemistim onceki paylasimlarimda, animsayaniniz vardir. Malum koca askerde, askerlik izmirde.. 6ayda galiba 11 kere izmir istanbul arasi seyahat etmek durumunda kalmistim neredeyse ve gunu birlik ziyaretler ustelik, cocuklar bekler, is bekler...  (nasil da aşıksam artık, delilige bak).

Pratik ev ekmegi tarifi: Evler ekmek koksun!




En azindan ara ara her eve girmeli firindan tuten taze ekmek kokusu. Hepimiz usta degiliz veya vakit bulamiyoruz bu bir gercek.

Keske firsat olsa unumuzu da mayamizi da kendimiz elde edip tam anlamiyla gercek ekmek yesek. Ama en azindan bir yerden baslamak isteyenlere denenmis kolay bir tarifim var. Simdiden sifa olsun dilegiyle

Not: Eksi mayaniz varsa kuru mayaya tenezzul dahi etmeyin. Mumkunse organik tam un kullanin. Mayasi az olsun az kabarsin problem yok diyenler tariften sekeri cikarabilirsiniz, seker maya icin sonucta ;) tuz damak tadiniza kalmis. Sevgiyle pissin, afiyet olsun.
300 ml ilik su
1,5 yemek kasigi sut

Eti Matik Bor Deterjan Deneyim Notları

Piyasaya çıkışını ilk duyduğumuzdan beri araştırıyoruz biliyorsunuz bu ürünü. Daha önce sayfalarımız aracılığı ile de sizlerin fikirlerini almıştık. Sonrasında denemeye de karar verdik ve kayda değer bir süredir de kullanıyoruz. Elbet kötünün iyisi ve elbette her zaman tercihimiz en doğalını evde kendimiz üretebilmek ama henüz bunu matik deterjan noktasına kadar ilerletemedik :(

Petrol türevi içermemesi, fosfatla kirletmemesi güzel. Doğaya ve bedenimize "bir tık" daha saygılı olabiliyoruz bu durumda, buradan +1 puan. Boraks, sabun ve soda içeriyor(karbon, oksijen ve su ile kombine). Yine "organik" düzeyde bir doğallığı yok bize göre, işlenmiş bir ürün en nihayetinde. Fakat "yeşil olma" çabasını bir adım öteye taşıdığı da bir gerçek. 

Petrol endüstrisine nema sağlamaması, yerel doğal kaynakları kullanması ve sermayenin yerli olması da +1 puan eder sanırım. Boraks pek çok şekilde temizlik ürünlerinde kullanılıyor zaten yani hayatımıza çok yeni girmiş olmayacak ve matik bir deterjanla petrolü ve kalıntı kimyasalları kıyafetlerimizden soyutlaya bilme fikri de güzel.

Gelelim kullanırken edindiğimiz izlenimlere:

*Solunması halinde alerjen etkisi var. Uçuşturursanız genzinizi yakacaktır dikkatle kullanmalı.

*Kokusu sabunumsu, sabun kokusunu sevenler için ideal. Ekstra parfüm vs ile ağırlaşmamış, bizim hoşumuza gitti.

*ince bir toz şeklinde olduğu için çok fazla uçuşturmadan kullanmak gerek ciltte ve gözde kısa zamanlı da olsa tahriş yapabiliyor. 

*Bazı deterjanla yıkanan çamaşırlarda kalan kalıntılar hassas ciltli bir aile olarak bizde  kaşıntı döküntü yapabiliyor. Bu ürünle henüz öyle bir sorun yaşamadık.

*Fosfat içermediği için diğer deterjanlara nazaran daha az kanserojen evet ama yine de mümkün mertebe minimalize kullanım öneriyoruz biz işlenmiş her ürün için olduğu gibi.

*Düşük sıcaklıklarda çok fazla bir  "ağartma" performansı yok 60 derece beyazlar için önerilen ancak bu da dehşet bir elektrik sarfiyatı demek bu sebeple beyazları da düşük sıcaklıkta yıkayıp "sakız gibi" de olmayıversin denilirse uzun vadede tercih sebebi olabilecek deterjan. 

 Uzun vadede ne gibi değişiklikler olur fikirlerimizde bilinmez ancak şimdilik bu kadarını söyleyebiliriz. 

Ve tekrar yapabiliyorsanız deterjanınızı da evde kendiniz yapın. Eğer petrol içeren kimyasalları ağır bir deterjansa da kullandığınız en azından bir kaç kez deneyin bu ürünü. Zincir marketlerden kolaylıkla temin edebilirsiniz.

Yumurta kabugunda mumlar yapmak!

Yumurta kabugunda mumlar yapmak!
Eglenceli ve pratik bir #geridonusum projesi

Malzemeler, yumurta kabugu, kullanmadiginiz ama atmaya kiyamadiginiz mumlar..

Mumlari eritip yumurta kabuklarinda sogutun, katilasmadan fitilini koymayi unutmayin ve sogudugunda dilediginiz gibi susleyin :)

biz esimle yaptik ama cocuklarinizla da kaliteli ve eglenceli zaman gecireceginizi tahmin ediyoruz :)

Deneyin ve bizlerle de paylasin lutfen

#atmadegerlendir
#surdurulebilirevlilik
#diycandle #kendinyap #mum

Bir Anneden Diğer Annelere Sevgiyle; Evİşi Makarna

evişi makarna, esra ün güçlü, köyceğiz
Annedir yüreği fazla dayanamaz.
Herkes bıksa benden annem bana doymaz.
Öper besler beni unutur kalbinde.
Annem burda olsun bana bişey olmaz.

Diyor ya şarkı, az bile söylüyor belki... 
Annelik en özverili sanat ve en zor zanaat olmalı. Kendisini bir şekilde doyuruyor, barındırıyor, giydiriyor da insan işin içine yavruları girince dünya bir anda bambaşka bir yere dönüşüveriyor. Kendimiz umursamadan neleri yiyoruz kimlerin elinden, neler giyiyoruz, nerelerde oturup kalkıyor farkında olmuyoruz da çocuklar söz konusu olunca her şey başkalaşıyor. Ne yedirmeli, ne giydirmeli, nereler güvenli onlarla birlikte bildiğimiz ama önemsemediğimiz pek çok gerçek tekrar yüze çıkıyor beynimizin kıvrımlarında. İşte öyle güzel annelerden biriyle daha tanıştık geçtiğimiz günlerde ve biz çok da memnun olduk bu tanışıklığa. Sizleri de haberdar etmek istedik her zaman olduğu gibi. Sizleri bu kez "anne eli değmiş" EVİŞİ makarnaların yapıldığı sıcacık bir mutfakta konuk edeceğiz, Esra anne ağırlayacak ve miiss kokulu hikayesini paylaşacak sizlerle. "Piyasadakilerden en önemli farklarından biride sevgi dolu benim ürünlerim :) Çok ama çok severek yapıyorum" diyor makarnalarından bahsederken. Eğer "anne eli değmiş gibi"ler sizi artık tatmin etmiyor ve gerçekten sağlıklı gıdalarla çocuklarınızı buluşturabileceğiniz alternatifler arıyorsanız, lezzetli bir yazı sizlerle. Afiyetle.

Çağrı var: Karnı Acıkan Gelsin!

16. Sofra+Takas Pazarı, 4 haziran Çarşamba günü Tepebaşı,Teneffüs Kafe'de...
"Karnı acıkan gelsin!
Savaşa, yoksulluğa, israfa, doğa ve hayvan sömürüsüne karşı, yenebilir gıda atıklarını kullanarak 16. soframızı kuruyoruz ve soframıza ortak olmak isteyen herkesi Tepebaşı'na, Teneffüs Kafe'ye çağırıyoruz.
Takas pazarımız devam ediyor; eksikler parayla değil dayanışmayla tamamlanıyor:

Bir çörek otu masalı

Zamanın bir yerinde başlamış insanlar o güzelim şifalı tadı çörek, pogaça, börek üzerinde kullanmaya. Hem görüntüyü güzelleştiriyor hem de ayrı bir tat veriyor zaten lezzetli, el emeği sihri olanlara. Çörek otu diyorlar mini minnacık o tohumlara şimdilerde, bilmem çöreklerde kullanılmadan önce isimleri neydi. Düğünçiçeğigiller diye bir familyadan geldiğini biliyorum, çook güzel bir çiçeğinin olduğunu biliyorum sonra ama madem yazacağım hikayesini bilmeliyim diyorum azıcık araştırma yapıyorum sizlerle de paylaşmak için. Öğreniyorum ki o çok güzel olan çiçeğinin içine kozalak yaparmış da haşhaş bitkisi gibi o değerli tohumlarını burada olgunlaştırırmış.

Sürdürülebilir Evlilik Deneyi 6 aylık oldu, işte sonuçlar

"Mutluluğun sırrı özgürlüktür ve özgürlüğün sırrı cesaret"

Hayatımızın zaten büyük kısmını kaplamış olan sevgiyi kılavuz edinme ve özgürlük çabamız ve bir noktada evlilikle de hayatlarımızı birleştirmeye karar vermemizle başlıyor bu hikaye.

Evlilik bir imza karşılığı elde edilen bir sözleşme hali bir kanun karşısında sevişmenizin suç sayılmamasını sağlayan basit bir şey değil bizim için. Bir evi, o evde geçirdiğimiz zamanı, o zamanda paylaştığımız iyi kötü hepsi çok değerli anıları ve onlara, birbirimize, yuva dediğimiz yere olan sevgimizi anlatan kelime "evlilik". Dolayısıyla çağın en büyülü kelimesinin, sürdürülebilirliğin evlerden ıraklığı düşünülemez dedik ve sıvadık kolları, deneyelim istedik.

Evim dediğiniz heryerde, herkesle uygulayabileceğiniz basit ama uygulayanı kahraman yapabilecek, günü kurtarmaya yardımcı deneyler yapıyoruz biz. 6 ay oldu isim koyalı fakat elbet daha da öncesine dayanıyor bunun alt yapısı. Biz şimdi sadece son 6 aya bir bakacak değerlendireceğiz kısaca.

Ete muadil, daha sağlıklı, daha lezzetli, daha ucuz! Acaba Nedir?

Aylardır deniyoruz tam bir et delisi olan kocam üzerinde ve çalışıyor :) Eti o kadar andırıyor ki her piştiğinde, hangi versiyonda pişirdiğimiz önemsiz, arsız köpek burnuyla dapi koştura koştura mutfağa geliyor ve her yerde et arıyor,  o kadar gerçekçi bu muadilimiz :)

Ne olduğunu açıklamadan hemen önce size protein değerinin hatrı sayılır derecede olduğunu, C, B1, B2, Niacin, Folik asit gibi pek çok değerli içeriğinin günü kurtarır değerde olduğunu söyleyemek istedim zira az sonra rakamsal veriler de paylaşacağım.

Eti sıfırladın mı? Sıradaki adım, evinde et tüketimini azalt!

Ben oldum olası et tüketimi yüksek olan birisi değilim. Aslına bakarsanız evimde yakınımda et tüketen yemeklere et sokuşturan birileri olmadığı sürece et tüketimim sıfır. Gözü olan şeyleri tüketmek istemiyorum vicdani olarak. Fakat kocam tam bir etoburdu ve onunla yaşamak benim için biraz zordu başlarda.

Canı sürekli et isteyen, aldığım her et kokusunda ben kusma noktasına gelirken aynı kokuyla ağzı sulanan biriyle olmak biraz karmaşık. Saygıyı elden bırakmadan seçtiğimiz yolun bize göreliğiyle fakat birbirimize anlatmaya da çalışarak yaşamaya devam ettik. 2 yıl geçmiş neredeyse bu mücadelenin aynı çatıya taşındığı günün üzerinden, 2 yıldır sürdürülebilir evlilik deneyleri yapıyoruz ve şuan müthiş bir ilerleme kaydettik, insanlık için küçük gibi görünse de bir ev için devasa bir adım :)

Bizi tüketen en zararlı 10 alışkanlık

Kendimize verdiğimiz zarar söz konusu olduğunda gerçekten çok başarılıyız. Bir arkadaşımın attığı maille bu listeye rastladım ve sizlerle paylaşmak istedim, okuyunca hak vermemek elde değil. İşte bizi hem maddi hem manevi tüketen şeylerin listesi,

Çok Fazla İlaç Kullanmak
Herhangi bir yeriniz ağrıdığında onu geçirmek için ilaç kullanılması kadar doğal bir durum olamaz. Baş ağrısı için ilaç alınır ve ağrı geçer. Başlarda çok iyi olarak gözükse de bu durumu alışkanlık haline getirip devamlı ağrı kesici, antibiyotik, antidepresan gibi ilaç kullanımı uzun vadede çok zarar verir. Uzun süreli ilaç kullanımı başta kalp hastalıkları olmak üzere pek çok rahatsızlığa sebebiyet verir bu yüzden doktorunuza danışmadan ilaç kullanmayın. “Dün yediğin hurmalar yarın karnını tırmalar.” atasözüyle de gayet net açıklanan bir durumdur.
 
 
Kredi Kartı
Şimdi alıp aybaşında ödenecekti, zaten acil bir ihtiyaç durumunda kullanılacaktı, değil mi? 3 kuruş buraya 5 kuruş şuraya derken kendinizi hesap özetine bakarken bulmanız, finansal konulardaki gerçekçilikten uzak olmanızla ilgisi olsa da o sempatik plastik kartla istediğinizi (hem de daha sonra ödeme imkanıyla) alabilme alışkanlığı edinmiş olmanızın da payı yok değildir. Bu alışkanlığın iyi yönü, gereğinden fazla para harcamaya başladığınızı fark edip hemen bırakabilmenizdir, daha kötü yanı ise, kartınızı kullanmayı bıraksanız bile borcunuzu sıfırlayana kadar onun sizi kullanmayı bırakmamasıdır. “Ayağını yorganına göre uzat.” atasözü, bu duruma düşmek istemeyenler için adeta bir ders gibidir.
 
 
Stres
İşler iyi gitmez, başa kötü bir şey gelir, her şey ters gider, sevgilin yüz vermez, fatura çok gelir, takım gol atamaz, geç kalınmıştır gibi gibi bir sürü neden stres yaratabilir. O sorun neyse çözülür veya çözüm yolu belli olunca stres geçer. Bazı insanlar ise stresi alışkanlık haline getirmiş, yetmemiş daha da stres yapıp bağımlı olmuşlardır. Evinde damacanadaki su daha yarılanmaya başladığında sıkıntı basmaya başlar, her pazartesi halı saha maçı vardır cumadan başlar stres yapmaya, eve temizlikçi gelecek diye stres yapıp evini temizlikçiden daha temiz yapıp temizlikçiyle sade Türk Kahvesi içer ki kafein heyecanlandırır ve akşam yemeğinin stresini yaşamaya başlar. Doğal olarak ve olmayarak stres yapıyorsanız ve çevrenizden çok stresli olduğunuz konusunda sıklıkla uyarılıyorsanız bir an önce sakinleşmenizde fayda var. Stres, depresyona, yüksek tansiyona, diyabete, uykusuzluğa ve bunun gibi birçok rahatsızlığa davetiye çıkarır. Stresle başa çıkmak için yardım alabilir, tatile çıkabilirsiniz. Spor yapmak ve arkadaşlarınızla, ailenizle vakit geçirmek de stresten kurtulmanıza yardımcı olacaktır. Atasözü yerine Nesrin Sipahi’nin söylediği Sensiz de Yaşanırmış şarkısındaki şu dörtlük stressizliğin nasıl olabileceğine dair güzel bir örnek oluşturuyor:
Ben böyle her gün her gece
Yaşıyorum gönlümce
Bu hayat ne tatlı ne hoş
Çılgınca sevişince
 
 
Kafein Bağımlılığı
Her şey sabah kalktığında ya da ofise gelip günün ilk kahvesinin veya çayının keyfini çıkarmakla başlar. Ayıltır, uyandırır, kendine getirir ve enerji verir. Bir süre sonra çay ve kahve günde 2 taneye ve derken bütün gün çay, kahve ve çeşitli kafeinli içecekler aranır olmuş. Her şeyin fazlası zarar olduğundan, kafeinin fazlası da uykusuzluğa, ülsere, enerji fazlalığına, vücutta susuzluğa ve en çok da baş ağrısına yol açar. “Bir kahvenin 40 yıl hatırı vardır.” atasözünde de belirtildiği gibi kırk yılda bir içmeniz yararınızadır.
 
 
Devamlı Diyet Yapmak
Bir dönem geldi, keyfince yedin, içtin, tembellik yaptın, uyudun. Doğal olarak o sırada kilolar alındı. Yaz mevsimi de gelirken, diyete başlarsın fazla kilonu verirsin diyet biter. Sonra da yediğin içtiğine dikkat edersen hiç sorun olmaz. Yalnız, buna alışıp yemeden içmeden kesilmek olmaz. Sıfır beden olmak, çok zayıf olmak bir noktadan sonra alışkanlıktan çıkar hastalığa girer. Vücut bu duruma alıştığında ise artık kilo almak da çok zorlaşır. Kendinize yapabileceğiniz en büyük iyilik az yemek yerine sağlıklı yemek olacaktır. Atasözlerimizden, “Can boğazdan gelir.” yeterince açıklayıcı olmuş.
 


Bütün Gün Koltukta Oturmak

Hareketsizlik, vücudunuza yapacağınız en kötü şeylerden biridir. Bütün gün koltukta oturup televizyon izlemek, bilgisayar başında olmak hareketsizliği arttırır. Yapılan araştırmalarda ne kadar çok hareketsiz kalınırsa, diyabet, obezite ve kalp rahatsızlıkları riskleri o kadar çok olmaktadır. Gün içinde kısa da olsa yürünmesi gerekir. Sevdiğiniz bir sporu yaparak hem daha sağlıklı olursunuz hem de koltuk üzerinde yalnızlaşmakta kurtulursunuz. “İşleyen demir ışıldar.” atasözünü oturmayı sevenler vücutlarına dövme olarak yaptırabilirler.
 
 
Aşırı Meşrubat Tüketmek
Asitli içecekler, gazlı içecekler hatta bazı meyve suları bile içerdikleri şeker miktarları yüzünden çok zararlıdır. Üstelik, içerdikleri katkı maddelerinin de kanserojen olduğu biliniyor. İçlerinden bazıları en iyi tuvalet temizleyici olarak anılıyor. Sırf bu bile ne kadar zararlı olduğunu anlatmaya yeterli. Bir de su bile içmeyip bütün susamışlığını bu içeceklerle bastıranların başta mide kanaması olmak üzere çeşitli rahatsızlıklara hazır olmaları gerekiyor. Günümüz şartlarını düşünecek olursak, “Azı karar, çoğu zarar.” yerinde bir atasözü olacaktır.
 
 
Kahvaltıyı Atlamak
“Kahvaltı günün en önemli öğünüdür.” bilgisini vermeden bu bölüm yazılamazdı. Önemine gelince, kahvaltıyı atlamak metabolizmanın yavaşlamasına sebep olur ve vücut dengesini sağlamak için iki kat daha fazla kalori depolamaya başlar. Bu durum zayıflamanıza çok da yardımcı olmaz. Ayrıca, sistemi çalıştırmaya başlamadığınız için bütün günü bitkin geçirmeniz yüksek bir olasılık. Aradaki farkı öğle yemeğiyle kapatmayı düşünüyorsanız hiç denemeyin çünkü daha çok kilo almanıza neden olur. Cemal Süreya’nın Kahvaltı şiiri, kahvaltının değerini yeterince belirtiyor;
“Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı.”
 
 
Az Uyumak
Uyku sürelerinin yeterliliği kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Kimi 5 saat uyurken kimi 10 saat uyur ama ortalaması ve genel olarak tavsiye edileni 7-8 saattir. Eğer kendi bünyenize göre az uyuyorsanız bu kötü bir alışkanlık. Bütün gün yorgunluk artarak bedeni sararken beyin de yeteri kadar dinlemediği için kendini durdurma noktasına geliyor. E beden yorgun, beyin isyanda olunca kilo alımı ve kalp rahatsızlıkları gibi zararlara adeta Facebook’tan etkinlik davetiyesi gönderiliyor. Kısacası 5 saatten az 8 saatten fazla uyumamaya özen gösterin ki vücut ansızın şalteri kapatmasın.
 
 
Sigara
Söylenecek pek fazla söz yok. Çeşit çeşit kanser türleri, türlü rahatsızlıklar, nefes kesilmesi, kötü kokmaya neden olması gibi nice zararları vardır. Üstelik içenin kendisi dışında, çevresine de zarar vermesi sigarayı en zararlı alışkanlık yapmaya yetiyor. “Sigara öldürür.” sözü herkes için yeterli olacaktır.
 

9 Kurtarıcı Yiyecekle Sağlıklı Mevsim Değişimi

Bahar gelmişken hava değişimlerinden dolayı sağlığımıza biraz daha dikkat etmemiz gereken zamanlardayız. Güneşte terleyip gölgede donabilir, hastalıklara davetiye çıkarabiliriz. Havada uçuşan polenlerin, sıcak hava soğuk hava karışıklığının üstümüzde bırakabilecekleri kötü etkilerin yanı sıra sağlığımızı korumamız için bize her daim yardımcı olan yiyeceklerden 9 tanesini bu sıralar sofralarınıza daha sık davet etmek isteyebilirsiniz. Özellikle sık ilaç kullanmayı sevmeyenlerdenseniz, bu liste işinize yarayabilir. Afiyetle yin gari :)

Çocuklarınızı bu 30 soruyla yeniden keşfedin

Öyle bir zamanda yaşıyoruz, devinim o kadar hızlı ki insan zaman zaman kendisi hakkında bile yanıldığını bir sonraki adımında farkedebiliyor.

O kadar çabuk dönüşüp değişiyoruz ki kendimizi bile tanımakta zorlandığımız zamanlar var. İşte bu süreçleri daha sağlıklı atlatabilmek için, çocuklarımız, eşlerimiz, arkadaşlarımız, ebeveynlerimiz ve dahi sevdiğimiz herkes için cevaplamamız ve sormamız gereken sorular buldum sizler için :)

Bazılarında yapılacak ufak değişikliklerle önce kendinize sonrada teker teker sevdiklerinize bu soruları yöneltip eğlenceli bir keşfe çıkabilirsiniz :)

Ben Çatlak Bi Kovayıımmm

Çamaşırları dürüyorum az önce askıdan aldım, kurumuşlar. Bir yandan da konuşuyorum onlarla, şaka değil konuşurum ben her şeyle, parçacıkları olan her şeyin bir düzeyde başka bir boyutta da olsa benimle anı paylaştığını bilmenin keyfini çıkaranlardanım. Olanları anlatıyorum, Berkin gitti acısı dinmeden 10 yaşında bir çocuk başından vuruldu yine dün gece, onca zamandır yırtıldık orta yerimizden üçüncü köprüye hayır, üçüncü havaalanına hayır, katliama hayır diye şimdi ise insanlar "ama yapacaksa da bizden biri" yapsın moduna girdiler ve bu beni çıldırtıyor. Epeyce ütülüyorum kafalarını çamaşırların, öyle ki kızgın ütüyü tercih edecek hale geldiklerinde gülerek bir de güzel şarkı dinleteyim size kaldırmadan enerjiniz tazelensin, four seasons; spring!

O çalarken bir yandan TEMAnın son raporunu inceleme şansı buluyorum, korkunç! Tek kelimeyle korkunç! Deliriyorum, bir sonraki yazıda bir kısmını sizin için not düşeceğim raporun! Yorgun hissediyorum bunlar omuzlarıma çökünce, bir çare bulamamanın yorgunluğunu soluyorum.

21 Mart; Bayram, Bahar, Bereket!

Berekettir! Nevruzdur, bahar bayramıdır, eski türk geleneğinde yılın ilk günüdür 21 mart..
Kuş bayramıdır avrupalı şaman keltlerin.

Aydınlanma çemberi kutuplardan geçer, dünya ucundan sonuna ışıklanır.
Kuzeyde ilk güneyde sondur ama her yanı bahara bulaşır yeryüzünün.


21 mart! Yılın en sevdiğim günlerinden.
Geceyle gündüzün, ayla güneşin, içinizdekiyle dışınızdakinin dengelendiği bir ekinoks diliyorum sizlere yüreğine bahar dolan tüm güzel insanlar.

Tanıdığım En "Masum Kek" O; Bu da Tarifi!

Şekerin zararlarının daha fazla farkında oldum olalı elim gitmiyor hiç bir şeye şeker koymaya. Hele ki katı yağlardan tamamen sıtkım sıyrıldı! Ama çocukluğumdan beri de tatlı canavarıyım ben ailenin.. Ekşiyle hiç aram yok, hani o güzelim can eriği tuza banıp yiyebilen herkese hayranım kütür kütür, ben başaramıyorum, ağzımın fışkiyeleri ve sol gözüm müsade etmiyor. Çağlanın içindeki beyaz kısmı benim payıma düşen :) Acıyı zaten hiçç ağzıma koyamıyorum.

Ve haliyle şekerden de uzaklaşınca bana yine hüsran bana yine hasret... Mutluluk kaynaklarımdan biri kesilip kanatıveriyor aş erme merkezini ruhumun!

Pazar aktivitesi önerim var, Şifalı BAHAR TEMİZLİĞİİİ

Nasıl da içimde hissediyordum baharın yavaş yavaş kışa sızıp işgal edişini. Nasıl pıt pıt heyecan çarpıyordu göğsümde tomurcukları gördükçe. Duruluverdi akarsularım, kış bastırdı gibi üşüyüverdi ellerim. Titredim, titredik. Yasa boğulduk.

Canımız yandı, içimizi kanırta kanırta çocukları kopardılar yuvalarından biliyorum ama şimdi onlar için ayakta kalma zamanı. Tam da şimdi yeni yeni sayfalara, miss gibi ferah evlere, yüreklere ihtiyacı var memleketimin.

Gelin umudunuzu tazeleyecek biriyle tanıştırayım sizi

13 mart oldu 14e devirecek ama sıkkın içim. 11 marttan bu yana sanki asırlardır acı ve öfke içindeymiş gibi kıvranıyor ruhum artık kendimi zehirlemeye başlamaktan korkuyorum. Öfke büyüyor içimde. Berkin'i kaybettik. Ardından dün gece iki yuvaya daha ateş düştü. Canım kavruluyor. Umut arıyorum, olmaz böyle diyorum, bir oturup bir kalkıyorum.

Evi bok götürüyor. Makineye çamaşır attım dün akşam hala asmaya elim varmamış onu fark ediyorum. Yok bu böyle olmaz diyorum da nasıl olur onu bir türlü kestiremiyorum. Sesim kısılıyor sessiz çığlıklarımla, odanın duvarlarına çarpıp dönen susuşlarım kulaklarımı patlatıyor. Aklım dakika dakika bileklerini kesip öldürüyor vicdanımı ama yok yine dinmiyor sızı aklanmıyor gün karardıkça kararıyorum.

Sihirli İksir Sirke! (Videolu)

Sağlık açısından tam bir ilaç sirke. Üstelik temizlik için gerçekten eşsiz neredeyse! Hem ucuz hem sağlıklı çünkü, cevre ve sizin için tam bir mucize!

Biz kısa bir süre önce kendi temizlik malzemelerimizi yapmaya çalışmaya karar verdik. Bir süredir minik denemeler yapıyoruz. (sonuçları da paylaşacağım yakın zamanda:) Bu konuda araştırmalar yaparken sizin için türkçe açıklama da yapmaya çalıştığım bu videoya rastladım. Arkadaşlar harika çalışmışlar. Mucizevi şekilde etkin olan sirkenin 10 sihirli kullanım yolunu anlatıyorlar bizlere. (Daha başka faydalarını da okumak isterseniz o da burada, tıklayınız)

Şekerle de yolları ayırmalı!

Bugün internette dolaşırken rastladım ve sizlerle de paylaşmak istedim önemli bulduğum bu bilgileri. Sandığımız kadar tatlı bir sonu olmayabilir şekerle olan ilişkimizin.

Şekerin zararları
1. Şeker kanser hücrelerinin en çok sevdiği şeydir.
2. Şeker bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir.
3. Şeker vücudunuzun mineral dengesini bozabilir.
4. Şeker çocuklarda hiperaktivite, endişe, dikkat bozukluğu ve huysuzluğa sebep olabilir.

Mutfaginizda cilekler cicek acti mi hic?

Ruhum en derininde şükran duyuyor topraga onu besledigi için. Her gözüm iliştiginde mucizenin pırıltısı doguyor içime. Nasıl mümkün olur ki görüp hayran olmamak? Hangi insan büyü gibi uyanıp her sabah; sonra inkar edebilir ki büyülendigini?

Bildim bileli kendimi evimizin bir kosesi hep orman. Varsa bahcemiz topragimiz babam da pek sever ekmeyi bicmeyi büyü veren topraklarda gezmeyi. Ama gittikce daha bir zor oluyor bir karis toprak bulmak! Koyler bile betona gomulmusken artik, hele de sehirlerde cocuklar agaclari ipadlerdeki oyunlarda dekor olarak animsayacak neredeyse!

Umudumuz azalirken tam da karar verdik kacacak yer arayan dogaya evimizi acmaya. Bizim oldugumuz her yer orman, dokundugumuz her sey yesil olsa olmaz mi? Dedik. Olurmus :)

Sirke Mucizesi! Sirkeyi nerelerde kullanabilirsiniz biliyor musunuz?

Sirke başlı başına bir mucize.. Hem ilaç hem de mükemmel bir temizlik aracı. Dış macunu yerine sirke kullanabilir sirlerini sirke ile fırçalayabilirsiniz. Peki sirke başka nerelerde ve nasıl kullanılır?

Sağlık bakımından bir ilaç, temizlik bakımından da çok faydalı olan sirke ve özellikle elma sirkesinin evinizde nerelerde kullanabileceğinizi biliyor musunuz?

Reader's Digest dergisi, sirkenin birbirinden farklı kullanım alanlarını ve faydalarını kısa kısa maddeler halinde açıkladı. İşte bunlardan bazıları:


Üç küçük kayıp yunan keçisi misafirimiz bu kez de!


Susup doğayı dinlediği ve olayların akışının melodisiyle ağzı açık bakakaldığı anlar vardır insanın. Çok yaşıyorum ben onları, çünkü dinlemeyi, gözlemlemeyi, anlamayı seviyorum.

Bambaşka bir tat alıyorum kendimi susturup olayların akışını izleyip doğanın anlattıklarını düşüncelerim bana tercüme ederken. Beynimin kendi kendine konuşmasını seviyorum.

Dün akşam Soner annesi hala istanbuldayken ziyaret etmek sürpriz yapmak istedi. Akşam üzeri haydi çay içmeye gidelim mi e peki gidelim derken hoop çıktık yola. Az öncesinde bir animasyon izlemiştik hayvanlarla eski bir masalı onların alemine uyarlayarak oluşturulmuş klasik bir şey. Ve yolda yürürken üzerine sohbet ettiğimiz şey bilge, şaman, yaşlı kadın vs sembollerine hep keçinin seçilmesinin temel bir sebebi olup olmadığıydı mitlerin dışında. İlgimizi çekti bayaca konuştuk hararetli hararetli öyle ki oradan baykuş, kedi, karga falan hayvanlar aleminin bilge kişiliklerinin ellerinden bir öptük geldik.

Yeni hedefimiz: Zamansızlığı Yeniyoruz, Artanını Paylaşıyoruz Hatta!

Avucumuza hapsedemediğimiz su, içimizde tutamadığımız hava gibi zaman. Bizimle olduğunu biliyoruz ancak zaptedemiyoruz. Bir akışı var ona sadık, dingin usul usul akıyor zaman kendi halinde. Evet ya çok hızlı diyecek kimimiz zaman için ama akreple yelkovanın birbirlerine aheste aheste yaklaşıp, hafifçe birbirlerini selamlayıp usul usul hayatlarına devam edişlerini izledim defalarca ve artık kimse beni zamanın hızlı ikna olduğuna ikna edemez.

Zamanın hızlı olduğunu nereden çıkarttık biz onu da bilmiyorum. Neden bize sürekli zaman akıp gidiyor, ooo akreple yelkovan seni kovalıyor, zamana karşı yarışıyorsun gibi tenkitlerle kovalıyorlar? Neden sürekli bir zamansızlık halinden ve bununla başa çıkabilme yöntemlerinden bahsediyorlar bize? Biz neden kabul ettik ki zamanımız olmadığını, ne zorladı bizi buna? Birisi soğanlarımızı ayıklayıp doğrayıp poşete koyunca çok mu zaman kazandık?

Kaldırım Nerede?

Görür görmez vuruldum! Bayıldım ben bu projeye. Mümkün olduğunca heyecanımı yenmeye çalışarak "ya oolum güzel insanlar da var bak hahaa ne de güzel işler de yapıyorlar! ohhh bu da en güzel şeymiş yapılabilecek onu da bulmuşlar! Hadii yapalım!" nidalarımı içimde patlatıp o güzel dostların kendi sesleriyle aktaracağım bu güzel projeyi sizlere :)


Sokak Bizim Derneği, kaldırımlardaki sorunlara dikkat çekebilmek amacıyla 'Kaldırım Nerede?' kampanyasını başlatıyor. İnteraktif bir katılımla gerçekleşecek proje, kaldırımlardaki sorunları bütün kentlilerle beraber tespit etmeyi amaçlıyor.

Doğada Staja Başladım! Dönüşüm ve Özgürleşme Dersi Alıyorum

Benim itiraz edebileceğim, beni dinleyecek ve anlamadığım noktada dönüp tekrarr tekrar sorabileceğim bir öğreticim olmalı. Benimle birlikte o öğrenim sürecini yaşamalı o da ve beni öğrenmeli, süreçlerimi kavramalı, yaşadıklarımı anlamaya çalışmalı.

Var öyle güzel insanlar da elbet ama hepsinin benimle ilgilenecek vakti yok. Hal böyle olunca ben de kucağı açık, gönlü bol, sırt sıvazlamayı da hoopp dur bakalım demeyi de en dozunda bilen hocaya yalvardım yıllardır, al beni de yanına! Sonunda dileğim kabul oldu, doğada staja başladım.

Evimizdeki Şifacı: Kombucha Mantarı

Biz insanoğlu bazen kendimizi mucizevi sanarız. Düşünebilen, üretebilen, doğanın sırlarını çözebilen akıllı yaratıklar olduğumuzu zannederiz. Hatta bazen dünyanın etrafımızda döndüğü, küçük dağları yarattığımız hissine kapılırız.

Şimdi size sümüksü bir şey var oolum ama inanmazsın kendini bakteri saldırılarından, enfeksiyonlardan ve çevresindeki kirlenmelerden korumayı biliyor. Bozulmuyor, çok çok enfekte etmediğiniz sürece kendisini koruyor. Üstelik harika bir şekilde içerisinde bulunduğu solüsyonu pek çok hastalığa karşı koruyucu ilaç haline getiriyor... Ne dersiniz bana?

Var böyle bir şey. Minik bir şifacı evlat edindik biz geçenlerde. Kızıltepe Permakültür Çiftliğinden (tıklayıp ziyaret edin! nasıl şekerler!) hediye geldi bize elbette paylaşım ekonomisi sayesinde! Yumuş yumuş vıcıklı kımıllı bir yapıda Kombucha Mantarı. Dokunduğunuzda jelimsi bir hali olduğunu hissediyorsunuz. Gözünüzde jelimsi bir sünger canlandırın diyebiliyorum anlatabilmek için :)

Pet şişede soğan yetiştirme detaylı fotoğraflı anlatım

Tezgahımızdaki minik ormancığı daha önce burada paylaşmıştım sizlerle. Orman arazimizi genişletmeyi düşündüğümüzü yaklaşık altı katına çıkarınca zengin olacağımızı anlatmıştım :) Başardık! Tam 5 lt lik bir orman arazimiz ve atılmış tohumlarımız var şimdi. Ve sizlerle de detay ve fotoğraf paylaşmak istedim ki herkesin minnak ormancıkları olabilsin!

Öncelikle şişeyi tam anlamıyla temizleyip hazırlamalıyız. Ağız kısmını keskin bir bıçakla yada uygun bir makasla kesip uygun seviyeden açalım. (şişeyi kapalı tutmak isteyebilirsiniz orayı da kullanmak için ancak ısınıp plastiğin zararlıları toprağımıza karışsın istemeyiz) Sonrasında ne çok sık ne çok geniş, ortalama uzaklıklı aralıklarla küçük soğan yuvacıkları açalım.

Karadeniz Kızıl Duydunuz mu? Deniz ürünü tüketmeyin

Dün ilginç bir şekilde musluğu çevirdiğimde bazı seferlerde sanki kırmızımsı bir su aktığını farkettim. Bunu araştırırken hiç karşılaşmayı düşünmediğim şeylerle karşılaştım. Red Tide diye bir olayın olduğunu, şuan karadenizde görüldüğünü ve yaklaşık bir ay kadar daha zehirli halin süreceğini öğrendim. Musluğu çevirdiğimde karşımda gördüğüm kızılımsı suyun bunlarla pek bağlantısı var mıydı bilemiyorum ama bu noktaya getirip bir kat daha bilinçlenmeme ve bunları sizinle paylaşmama sebep olması sebebiyle sevdim onu :)

Mutfak Tezgahımızda Bir Ormancık


İçimizde, ruhumuzun en derininde bir yerde toprak kokusunun mutlulukla ilişik olduğu bir yer olmalı. Şehir hayatına neredeyse hiç %100 uyum sağlayamamış yüzdeyi toprağa, doğaya, denize, dereye doğru yavaş yavaş çekip neredeyse naylon şehirli haline getirmiş haldeyiz kendimizi Soner de ben de. Her bulduğumuz fırsatı martılarla, çamlarla, hatta çakıl taşlarıyla randevumuz varmışçasına doğaya koşarak değerlendiriyoruz. Tesadüf ya? çocukluğumuzdan beri böyleyiz ikimiz de.

Hal böyle olunca evimizden doğa eksik olmuyor. En son evimize minnak bir ormancık davet ettik. Olurdu, olmazdı, gelirdi, gelmezdi derken o da bizi sevmiş olmalı ki geldi!

Aşk Çemberi, Muratın Çiçekleri, Mügenin Evi, Begümün Renkler Köyü! Aşka Yetişemedi Sevgililer Günü

Sevgililer günü yok bizim evimizde. Sevginin daha ziyade her an her duyumsandığında anlamlı ve de önemli olduğunu düşünen bir çiftiz. Hal böyle olunca da romantik yemekler değil de Sevgi'li maceralar oluşturdu 14 Şubat mönümüzü.

Dünyada şiddet gören tecavüze uğrayan tüm ağır şartlara ve uygulamalara rağmen adalete asla kavuşamayan kadınlar var. Her üç kadından biri hayatında en az bir kez şiddet, taciz ya da tecavüze uğruyor! Seslerini duyurabilmek içinse bizlerin sesine ihtiyaçları var!

One Billion Rising 2012 yılında kadına şiddete karşı başlatıldı. En büyük global hareketlerden biri olan One Billion Rising bir sevgililer günü hareketi aynı zamanda ve 14 şubatta dünya çapında yankı buluyor.

Bunlar İlginizi Çeker mi?